Ordu hava durumu °C
11-07-2015
Oktay EKŞİ

Oktay EKŞİ Biyografisi

Oktay Ekşi(Ordu-Mesudiye)

Oktay Ekşi, 7 Aralık 1932 tarihinde Ordu ilinin Mesudiye ilçesinde dünyaya geldi.
İlk ve ortaöğretim yıllarını Ankara-Sivas-Ankara'da geçiren Oktay Ekşi 8 Ocak 1952'de gazeteciliğe başladı.
Son 29 yıldan beri 'kısa bir kesinti hariç- Hürriyet Gazetesi Başyazarı sıfatını taşıyan Oktay Ekşi gazeteciliğe henüz 19 yaşındayken, 8.Ocak.1952 tarihinde, 'Ankara Ajansı' isimli özel haber ajansında başladı. Daha sonra merhum Falih Rıfkı Atay'ın sahibi olduğu Dünya Gazetesi'nde önce muhabirlik, 22 yaşından itibaren Ankara Temsilcisi sıfatıyla 1960 yılına kadar görev yaptı.

27 Mayıs 1960 ihtilalini izleyen günlerde Dünya Gazetesi'nden istifa etti ve Ankara'da, 28 genç gazetecinin görev aldığı Öncü Gazetesi'nde İstihbarat Şefi oldu. Bu sırada 1961 Anayasasını yapmak üzere kurulan Kurucu Meclis üyeliği için yapılan seçimlere katıldı ve meslektaşları tarafından 'Basın Temsilcisi' seçildi.

Bu görev tamamlanınca Oktay Ekşi, Ankara'da yayınlanan Ulus Gazetesinde bir yıl süreyle İstihbarat Şefi olarak çalıştı. Ardından yani 1962-1966 arasında lisan öğrenmek için gittiği Londra'daki Türkiye Başkonsolosluğunda üçbuçuk yıl süreyle mahalli katiplik yaptı. Ardından, Hürriyet grubuna bağlı Yeni Gazete'nin Ankara Temsilciliğini alarak 1966 yılında yurda döndü. Meslekte başarıyı öne alan yaklaşımı nedeniyle geciktirdiği üniversite öğrenimini Londra ve Ankara yıllarında tamamlayarak 1967 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

Hürriyet Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi iken gazetenin sahibi Erol Simavi'nin önerisini kabul ederek 1974 Haziran'ında Hürriyet'in Başyazarı oldu. 1983'e kadar devam eden bu dönem, Oktay Ekşi'nin Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruculuğunu kabul etmesiyle kesintiye uğradı. Ekşi siyasi hayatına kısa zamanda nokta koyarak tekrar mesleğine döndü. Önce Güneş Gazetesi'nin daha sonra da 1985'den itibaren tekrar Hürriyet Gazetesi'nin Başyazarı olarak görev yaptı.

Meslek anlayışı
Oktay Ekşi, tüm meslek yaşamı boyunca 'gazeteciliğin, gerçekleri bozmadan, abartmadan ve okuyucuya saygıda kusur etmeden' yapılabileceğini, sütun yazarlığında da popülist yaklaşım yerine kamunun uzun vadedeki çıkarlarını göz önünde tutmanın ve tutarlılığın çok önemli olduğunu her zaman savundu.
Gerçeğe ve mesleğin etik değerlerine aykırı her türlü uygulamaya ve yayına karşı çıktı. Yalan yazan ve mesleğini özel çıkarları için kullanan hiçbir meslektaşını, yönetim yetkisi taşıdığı dönemlerin hiçbirinde affetmedi.

İlkeleri
Ekşi 'yazar' sıfatıyla Atatürk devrimlerini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerini savunmayı her zaman en öncelikli görevi saydı. Demokrasiye, insan haklarına, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlılıktan ve bunları en olumsuz koşullarda dahi savunmaktan hiçbir zaman geri kalmadı.
Laikliğe yönelik örgütlü ve sistematik tehlikelere kamuoyunun dikkatini 1984 yılından itibaren ilk çeken gazeteci Oktay Ekşi oldu. Bu doğrultudaki çabaları ancak 1988'den itibaren yankı bulmaya başladı.

Teorik ve pratik alanlardaki katkıları
Ekşi sadece mesleğine değil, demokrasi anlayışımıza da 'teorik' açıdan katkıda bulundu. Örneğin üç yüz yıla yakın süredir kullanılan 'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ' kavramına karşı çıkarak, pratikte sadece gazeteciler için özgürlük talep eden bu kavram yerine tüm bireylere özgürlük isteyen İLETİŞİM ÖZGÜRLÜĞÜ kavramının kullanılmasını önerdi. Çeşitli mesleki ve bilimsel toplantılarla uluslararası konferanslarda da savunduğu bu görüşü artık meslek çevrelerinde ve siyasi literatürde yaşama girdi.
Ekşi, 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren kamu kurumlarının vatandaşa hesap ve bilgi verme zorunda olmalarını öngören 'BİLGİ EDİNME ÖZGÜRLÜĞÜ'nü ve SAYDAM DEVLET'i savundu. Siyasi literatürümüze 'HALKIN GERÇEKLERİ ÖĞRENME HAKKI' kavramını hediye etti.
Siyasi partilerin ve adayların seçimlerde kullandıkları parasal kaynaklarla masrafların kamuoyuna açıklanmasını ve sınırlandırılmasını öngören düzenlemelerin seçim yasalarında yer almasını amaçlayan öneriler Oktay Ekşi tarafından ilk defa 1987 yılında ortaya atıldı fakat siyasi partiler tarafından -henüz yasalaştırılmasa da- dikkate alınması ancak son yıllarda mümkün oldu.

Ekşi, gazeteciler 'kamusal görev' yaptıklarını iddia ettiklerine göre, kendilerinin ve kurumlarının kamuoyu önünde saydam olmalarını her zaman savundu.

Basın Konseyindeki rolü
Etik değerlere saygısı, onu halen 15'inci yaşını tamamlamış bulunan Basın Konseyi'nin kurulmasında aktif rol almaya yönlendirdi. Nitekim öncülük ettiği ve diğer 8 arkadaşıyla sürdürdüğü yorucu çalışmalardan sonra Basın Konseyi'nin kurulmasını 1988 yılında gerçekleştirdi. İlk Başkan merhum Prof.Dr.Faruk Erem'in birkaç ay sonra istifa etmesi üzerine oybirliğiyle Basın Konseyi Başkanlığına seçildi. Bugüne kadar bu görevini ve sıfatını sürdürdü.

Yasa taslakları
Oktay Ekşi'nin başkanlığındaki Türk Basın Konseyi, bu güne kadar Anayasamızda ve çeşitli yasalarda değişiklik yapılması için pek çok öneri üretti ve o dönem hükümeti ile siyasi parti liderlerine iletti. Örneğin 'Anayasanın Temel Haklar ve Ödevler; Düşünce ve Kanaat Hürriyeti; Düşünceyi Açıklama Hürriyeti; Basın ve Yayımla İlgili Hükümler konulu maddelerinin değiştirilmesi, 'Herkesin gerçekleri öğrenmeye hakkı vardır. Devlet bu hakkı sağlayacak tedbirleri alır' şeklinde bir maddenin Anayasada yer alması 1990'da siyasilerden istendi. Daha sonraki yıllarda 5680 sayılı Basın Kanununu, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluşları hakkında kanunu, Türk Ceza Kanununun başta 312'nci maddesi olmak üzere ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddelerinin değiştirilmesini, Terörle Mücadele Yasasının ifade özgürlüğüne ilişkin sınırlamalarının azaltılmasını, Basın-İlan Kurumu Yasasının, kuruma 'gazeteleri cezalandırma' yetkisini veren hükmünün kaldırılmasını öngören yasa önerileri hazırlayarak ilgililere sundu.

Engellemelere ve kısıtlamalara karşı mücadelesi
Basın Konseyi, gazetecilerin görevlerini her türlü müdahaleden uzak şekilde yapmaları için aralıksız çalıştı. Her türlü engel ve müdahaleyi derhal protesto etti. Bununla kalmadı, hapishanede bulunan 'gazeteci' sıfatlı kişilerden hangilerinin gerçekten 'gazetecilik' eylemiyle ilgili bir nedenle hapsedildiklerini, hangilerinin gazetecilikle ilgisi bulunmayan bir suçtan tutuklandığını veya hapse mahkum edildiğini 1997 yılından beri her yıl hazırladığı raporlarla Türk ve Dünya kamuoyuna duyurdu. Bu sayede Türkiye'nin adını gereksiz yere 'dünyanın en çok gazeteci hapsedilen ülkesi' şeklinde göstermek isteyenler iddialarından vazgeçmek zorunda kaldılar.
Bununla birlikte Basın Konseyi hapiste bulunan gazetecilerin veya hakkında hapsi öngören ceza talep edilen ifade özgürlüğü sanıklarının hapsedilmelerini engelleyecek iki kampanyadan başarılı sonuçlar aldı. Bunlardan birincisi, merkezi New York'ta bulunan Gazetecileri Koruma Komitesi (Committee to Protect Journalists) isimli örgütle ortaklaşa olarak 1997 yılında yapıldı. Neticede çıkarılan özel bir yasayla o tarihte hapiste bulunan 14 Sorumlu Yazıişleri Müdürü özgürlüğüne kavuştu.
Konseyin tek başına 2001 yılında başlattığı kampanya da, gazetecilik yaparken ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığı iddiasıyla yargılanan veya mahkum edilen yüzlerce gazeteci hakkındaki davanın veya başlamış infazların ertelenmesini sağladı. Daha sonra Anayasa Mahkemesi'nin verdiği bir kararla bu yasanın kapsamı, diğer ifade özgürlüğü suçlarını da içine alacak şekilde genişletildi.
Tüm bu faaliyetlerini devletten veya herhangi bir kamu kaynağından bir tek kuruş gelir sağlamadan, sadece medya dünyasının desteğiyle gerçekleştiren Türk Basın Konseyi son üç yıldır, dünyanın en aktif ilk on Basın Konseyi arasına girdi ve buradaki yerini korudu.

Uluslar arası nitelikli faaliyetleri
Ekşi 1992'de kurulan Dünya Basın Konseyleri Birliği'nin (World Association of Press Councils) (WAPC) önce Yürütme Kurulu üyeliğine ve Başkan Yardımcılığına, 2002 yılı Şubat ayından itibaren de dört yıl görev yapmak üzere Başkanlığına seçildi.
Dünya Basın Konseyleri Birliği'nin 1995 Helsinki toplantısında, 'sınır aşan yayınlardan doğan şikayetleri ele alacak, gönüllü bir değerlendirme mekanizması' kurulması için öneride bulundu. Öneri, siyasi nedenlerle dünya kamuoyunu yanıltma hakkını kendinde gören Batı 'özellikle Amerikan- gazetecilerinin karşı koyması nedeniyle henüz yaşama geçmedi ama özellikle son Irak savaşı öncesinde üretilen yalan haberler Ekşi'nin önerisinin sık sık gündeme gelmesine yol açtı.
Oktay Ekşi uluslar arası nitelikteki gazetecilik örgütlerinin en büyüklerinden biri olan Uluslar arası Basın Entitüsü'nün (International Press Institute) Türkiye Milli Komitesi olarak görev yapan 'Basın Enstitüsü Derneği'nin kurulmasına öncülük etti ve bu derneğin ilk Kurucu Başkanı sıfatıyla üç yıl görev yaptı.
Ekşi'nin, Türk ve Yunan kamuoylarının duygusal yaklaşımlarla abartılmış medya yayınları yüzünden gereksiz yere birbirine karşı kışkırtılmasının önlenmesi amacıyla 1999 Ekiminde başlattığı girişim sonuç verdi ve iki ülkenin üçer gazetecisinden oluşan bir 'Temas Grubu' kuruldu. Bu grup üyeleri, bir olayın gerçek yüzünü öğrenmek için kendilerinden yardım isteyen öteki taraf gazetecilerine yardımda bulunarak gereksiz sansasyon konusu olabilecek bazı olayların ilgili kamuoyuna bozulmadan abartılmadan aktarılmasını sağladı.
Temas grubu iki ülke gazetecilerini biraraya getiren biri küçük çaplı üç toplantı düzenledi.

Meslek dışı sosyal faaliyetleri
Ekşi, gazetecilik dışında, dünyaya geldiği Mesudiye'de, ülkemizin ilk Yerel Demokrasi hareketinin başlamasında öncülük yaptı. Bu sayede ilki 1991 yılında yapılan ve yöre halkının her yıl Temmuz ayının ilk Cumartesi günü belli yerde, belli saatte çağrısız olarak toplanarak kendi sorunlarını tartışıp onlara çözüm aradığı, yetkililerden hesap sorduğu 'Mesudiye İlçe Kurultayı' doğdu.

Doğrudan Doğruya Demokrasi örneği olan ve Mesudiye'yi önümüzdeki 20 sene içinde Türkiye'nin en uygar, en gelişmiş ilçesi haline getirmeyi amaçlayan Kurultayların 13'üncüsü bu yılın Temmuz ayında yapıldı.
Kurultaylar Mesudiye'ye yüzlerce kilometre köy yolu, 80 bin vişne, 12 bin ceviz fidanı, 2.5 trilyon liraya mal olan bir Mesleki Eğitim Merkezi (METEM), dört programlı bir Meslek Yüksek Okulu, Türkiye'nin başarıyla uygulanmış ilk Köy-Kent'i dahil pek çok eser ve hizmet gelmesini sağladı. Köylerin pek çoğunun temel alt yapıları bu çabalar sayesinde tamamlandı.
Oktay Ekşi, Mesudiye'nin gelişmesini devletin kaynaklarıyla değil, yöre insanının kendi çabalarıyla sağlamayı amaçlayan MEGEV isimli vakfın 132 kurucu üyesini temsilen Vakfın tek Kurucusu oldu.

Ödülleri
Bugüne kadar bir kısmı uluslar arası, bir kısmı mesleki, bir kısmı bilimsel nitelikte olan pek çok konferansta, üniversitede konuşmalar ve sunuşlar yapan, panellerde yer alan Oktay Ekşi, ilki 1958 yılında Ankara Gazeteciler Cemiyeti'nden aldığı 'Yılın Gazetecisi' ödülü olmak üzere Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nden, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nden, Çukurova Gazeteciler Cemiyeti'nden eğitim amaçlı çeşitli Vakıflardan aldığı pek çok mesleki ödülü var.
Ekşi ayrıca 2430 Numaralı Rotary Bölgesinin önerisi üzerine 1997 yılında Rotary International tarafından 'yöresine, yurduna, ulusuna ve dünyaya sahip çıkanlardan biri' olduğu gerekçesiyle 'Paul Harris Dostluk Ödülü'ne layık görüldü.
Prof.Dr.Aysel Ekşi ile evli olan Oktay Ekşi'nin 'terör' konulu yazılarından oluşan 'Terör Yazıları' isimli bir kitabı ve iki oğlu var.

gazete manşetleri
ANKETİMİZE KATILIN

NAMAZ VAKİTLERİ

E-BÜLTEN ABONELİĞİ